İran-ABD Gerilimi ve Ankara'nın Arabuluculuk Sınavı
Türkiye, İran'a yönelik yeni saldırıların çatışmayı genişleteceğini savunuyor ve aynı anda Washington, Tahran, Körfez ülkeleri ve Avrupa başkentleriyle temas yürütüyor. Bu rol, Ankara'ya görünürlük kazandırırken risk de üretiyor.
Şeref Yılmaz Topbaş
27 Ekim 2026, 10:00
Türkiye, İran'a yönelik yeni saldırıların çatışmayı genişleteceğini savunuyor ve aynı anda Washington, Tahran, Körfez ülkeleri ve Avrupa başkentleriyle temas yürütüyor. Bu rol, Ankara'ya görünürlük kazandırırken risk de üretiyor.
İstanbul, 23-24 Ekim'de düzenlenen 9. İstanbul Arabuluculuk Konferansı ile yalnızca bir diplomasi toplantısına değil, Türkiye'nin krizler karşısındaki dış politika iddiasını yeniden anlatma fırsatına ev sahipliği yaptı. Aynı günlerde İran, ABD, Körfez ve Yemen başlıkları etrafında yoğun temas trafiği yürütüldü. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İran'a yeni bir saldırının çatışmayı büyüteceği ve kalıcı çözümün diplomasi olduğu mesajını verdi.
Bu tutum, Türkiye'nin klasik denge politikasının güncel bir örneği. Ankara NATO üyesi olarak Washington'la güvenlik ilişkisini koruyor; İran'la komşuluk, ticaret ve enerji bağlarını koparmak istemiyor; Körfez ülkeleriyle savunma ve ekonomik ilişkilerini de büyütüyor. Ancak bölgede çatışmanın tarafları birbirinden daha sert taleplerde bulunurken, arabuluculuk için gereken mesafe daralıyor.
İran'ın Pakistan aracılığıyla yürütülen geçici anlaşma çerçevesinde görüşmelere açık olduğunu açıklaması, diplomasi için bir pencere bulunduğunu gösteriyor. Fakat bu pencere kırılgan. Hürmüz Boğazı'nın güvenliği, yaptırımlar, nükleer dosya ve Yemen'deki Husi saldırıları aynı dosyaya bağlanmış durumda. Suudi Arabistan'daki saldırılar ve ulaşım altyapısındaki aksamalar, diplomasi başlıklarını doğrudan enerji ve deniz güvenliği meselesine dönüştürüyor.
Türkiye'nin avantajı coğrafyası ve taraflarla konuşabilmesi. Zayıf noktası ise her aktöre aynı anda güven veren bir arabulucu rolünü sürdürmenin zorlaşması. Ankara'nın İran'a yönelik saldırılara itirazı, Washington ve bazı Körfez başkentlerinde tarafsızlık tartışması yaratabilir; buna karşılık İran'la konuşabilmesi Türkiye'yi tamamen dışarıda kalmaktan korur.
Bu dosyada haber değeri tek bir açıklamada değil, Türkiye'nin hangi somut sonucu üretebildiğinde yatıyor. Bir ateşkes mekanizması, deniz güvenliği için ortak hat veya insani yardım koridoru kurulabilirse Ankara'nın arabuluculuk iddiası güçlenir. Aksi hâlde İstanbul toplantıları, çatışmanın diplomatik fotoğrafı olarak kalabilir.
Görsel notu: Kapak fotoğrafı, İstanbul'daki Dolmabahçe Sarayı'nı gösteren genel bir mimari fotoğraftır (CC BY-SA 4.0) ve 9. İstanbul Arabuluculuk Konferansı'nın yapıldığı mekâna ait bir kareyi göstermemektedir.
Kaynaklar
Beğeni ve kayıt işlemleri için giriş yapın.